logo
 

 
GÜNÜBİRLİK TRABZON TURU

GÜNÜBİRLİK TRABZON TURU
Hemen Whatsapp'tan yaz +905322855213




GÜNÜBİRLİK TRABZON TURU 

 

Hoş geldiniz sevgili misafirler! Şimdi hep birlikte tarihin tozlu sayfalarından süzülüp gelen bir şehirdeyiz: Trabzon. Kemerlerinizi bağlayın, çünkü bugün hem doğaya hem tarihe yolculuk yapacağız.

İlk Durağımız: Sümela Manastırı – Meryem Ana

 

Evet arkadaşlar, şu anda Altındere Vadisi’nin sarp kayalıklarına adeta bir mühendislik harikası gibi tutunmuş olan Sümela Manastırı nın önündeyiz. Arkamdaki görüntüye bakar mısınız? Bu yapı, kayalarla bütünleşmiş adeta bir kartal yuvası gibi.

Sümela, aslında bir "kutsal mağara" geleneğinin devamı olarak kabul ediliyor. Temelleri 4. yüzyılda atılmış ama bugün gördüğümüz ihtişamlı haline 13. ve 14. yüzyıllarda, Trabzon İmparatorluğu döneminde kavuşuyor. Özellikle III. Alexios ve III. Manuel zamanında büyük bir genişleme yaşanmış.

Şimdi içeri girerken dikkatinizi çekmek istiyorum: Freskler! Buradaki renklerin canlılığı ve figürlerin düzenlenişi, Bizans sanatının bölgeye özgü yerel bir yorumu. Yani bu resimleri İstanbul'daki Ayasofya'da göremezsiniz; burası farklı bir ekol.

Bir de şu jeolojik detay var ki gerçekten hayranlık uyandırıcı: Bu kadar dik bir yamaçta, bu kadar büyük bir yapı yüzyıllardır ayakta duruyor. Dönemin kaya oyma tekniklerinin ne kadar ileri olduğunu gösteriyor.

İkinci Durağımız: Trabzon Ayasofya Camii

 

Şimdi rotamızı şehre çeviriyoruz ve 13. yüzyıl Geç Bizans mimarisinin en özel örneklerinden birine geliyoruz: Ayasofya  cami  . I. Manuel Komnenos tarafından bir manastır kilisesi olarak yaptırılmış. Sanat tarihçileri bu yapıyı "Trabzon Okulu" diye özel bir stilin parçası olarak tanımlıyorlar.

Şimdi hep birlikte güney cephesine dönelim. Buradaki kabartmaları görüyor musunuz? Bunlar "Adem ile Havva’nın yaratılışını" ve "Cennetten kovuluşu" tasvir ediyor. Bu, Bizans mimarisinde çok nadir rastlanan bir özellik: Dış cephede figüratif süsleme!

Ve ilginç bir detay: Fetihten sonra camiye dönüştürülen bu yapı, aslında iki kültürün izlerini de bünyesinde taşıyor. Hem Bizans'ın hem Osmanlı'nın estetik anlayışını aynı anda görebileceğiniz ender yerlerden birindeyiz.

Üçüncü Durağımız: Atatürk Köşkü

 

Şimdi biraz yukarı çıkıyoruz, Soğuksu sırtlarına… Çam ormanlarının arasında yükselen bu zarif yapı, 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başı Avrupa mimarisinin Karadeniz'deki en güzel temsilcilerinden biri.

 

Atatürk köşkü aslen  Rum iş insanı Konstantinos Kabayanidis tarafından yaptırılmış. Mimarisinde Art Nouveau ve Rönesans etkilerini bir arada görebilirsiniz. Ama bu köşkü özel kılan sadece estetiği değil; burası aynı zamanda bir hafıza mekânı.

Mustafa Kemal Atatürk, 1937 yılında son kez Trabzon'u ziyaret ettiğinde bu köşkte kalmış. Ve işte tam burada, şu odalardan birinde tüm mal varlığını Türk milletine bağışladığı vasiyetini kaleme almış. Düşünebiliyor musunuz, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusunun son vasiyetinin yazıldığı yer burası.

Son Durağımız: Trabzon Şehir Merkezi ve Tarihi Surlar

 

Ve geldik turumuzun son noktasına: Ortahisar . Burası şehrin en eski yerleşim alanı. Arkamda gördüğünüz surlar, Roma döneminden Osmanlı'ya kadar kesintisiz kullanılmış bir savunma sisteminin parçası. Trabzon Kalesi, üç bölümden oluşuyor: Yukarı Hisar, İç Kale ve Orta Hisar.

Şimdi biraz şehir merkezinde yürüyelim. Çevrenize bakınca taş yapılar dikkatinizi çekecektir. Bu binalar, Trabzon'un sadece bir garnizon kenti değil, aynı zamanda bir ticaret merkezi olduğunu anlatıyor. İpek Yolu'nun denize açıldığı liman kenti burası. Bu sokaklardan yüzyıllar boyunca ipek, baharat, kumaş geçmiş.


Sevgili misafirler, bilimin ve tarihin izinde gerçekleştirdiğimiz bu özel turu burada sonlandırıyoruz. Umarım Trabzon'un taşına toprağına sinmiş tarihi hissetmişsinizdir. Bir başka rehber Adem turunda görüşebilmek umuduyla, hoşça kalın!

Arama Sonuçları

Sümela Manastırı
Atatürk köşkü
Trabzon Kalesi
Ayasofya cami
Ortahisar

Karadeniz Tur












GÜNÜBİRLİK TRABZON TURU

GÜNÜBİRLİK TRABZON TURU
Hemen Whatsapp'tan yaz +905322855213




GÜNÜBİRLİK TRABZON TURU 

 

Hoş geldiniz sevgili misafirler! Şimdi hep birlikte tarihin tozlu sayfalarından süzülüp gelen bir şehirdeyiz: Trabzon. Kemerlerinizi bağlayın, çünkü bugün hem doğaya hem tarihe yolculuk yapacağız.

İlk Durağımız: Sümela Manastırı – Meryem Ana

 

Evet arkadaşlar, şu anda Altındere Vadisi’nin sarp kayalıklarına adeta bir mühendislik harikası gibi tutunmuş olan Sümela Manastırı nın önündeyiz. Arkamdaki görüntüye bakar mısınız? Bu yapı, kayalarla bütünleşmiş adeta bir kartal yuvası gibi.

Sümela, aslında bir "kutsal mağara" geleneğinin devamı olarak kabul ediliyor. Temelleri 4. yüzyılda atılmış ama bugün gördüğümüz ihtişamlı haline 13. ve 14. yüzyıllarda, Trabzon İmparatorluğu döneminde kavuşuyor. Özellikle III. Alexios ve III. Manuel zamanında büyük bir genişleme yaşanmış.

Şimdi içeri girerken dikkatinizi çekmek istiyorum: Freskler! Buradaki renklerin canlılığı ve figürlerin düzenlenişi, Bizans sanatının bölgeye özgü yerel bir yorumu. Yani bu resimleri İstanbul'daki Ayasofya'da göremezsiniz; burası farklı bir ekol.

Bir de şu jeolojik detay var ki gerçekten hayranlık uyandırıcı: Bu kadar dik bir yamaçta, bu kadar büyük bir yapı yüzyıllardır ayakta duruyor. Dönemin kaya oyma tekniklerinin ne kadar ileri olduğunu gösteriyor.

İkinci Durağımız: Trabzon Ayasofya Camii

 

Şimdi rotamızı şehre çeviriyoruz ve 13. yüzyıl Geç Bizans mimarisinin en özel örneklerinden birine geliyoruz: Ayasofya  cami  . I. Manuel Komnenos tarafından bir manastır kilisesi olarak yaptırılmış. Sanat tarihçileri bu yapıyı "Trabzon Okulu" diye özel bir stilin parçası olarak tanımlıyorlar.

Şimdi hep birlikte güney cephesine dönelim. Buradaki kabartmaları görüyor musunuz? Bunlar "Adem ile Havva’nın yaratılışını" ve "Cennetten kovuluşu" tasvir ediyor. Bu, Bizans mimarisinde çok nadir rastlanan bir özellik: Dış cephede figüratif süsleme!

Ve ilginç bir detay: Fetihten sonra camiye dönüştürülen bu yapı, aslında iki kültürün izlerini de bünyesinde taşıyor. Hem Bizans'ın hem Osmanlı'nın estetik anlayışını aynı anda görebileceğiniz ender yerlerden birindeyiz.

Üçüncü Durağımız: Atatürk Köşkü

 

Şimdi biraz yukarı çıkıyoruz, Soğuksu sırtlarına… Çam ormanlarının arasında yükselen bu zarif yapı, 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başı Avrupa mimarisinin Karadeniz'deki en güzel temsilcilerinden biri.

 

Atatürk köşkü aslen  Rum iş insanı Konstantinos Kabayanidis tarafından yaptırılmış. Mimarisinde Art Nouveau ve Rönesans etkilerini bir arada görebilirsiniz. Ama bu köşkü özel kılan sadece estetiği değil; burası aynı zamanda bir hafıza mekânı.

Mustafa Kemal Atatürk, 1937 yılında son kez Trabzon'u ziyaret ettiğinde bu köşkte kalmış. Ve işte tam burada, şu odalardan birinde tüm mal varlığını Türk milletine bağışladığı vasiyetini kaleme almış. Düşünebiliyor musunuz, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusunun son vasiyetinin yazıldığı yer burası.

Son Durağımız: Trabzon Şehir Merkezi ve Tarihi Surlar

 

Ve geldik turumuzun son noktasına: Ortahisar . Burası şehrin en eski yerleşim alanı. Arkamda gördüğünüz surlar, Roma döneminden Osmanlı'ya kadar kesintisiz kullanılmış bir savunma sisteminin parçası. Trabzon Kalesi, üç bölümden oluşuyor: Yukarı Hisar, İç Kale ve Orta Hisar.

Şimdi biraz şehir merkezinde yürüyelim. Çevrenize bakınca taş yapılar dikkatinizi çekecektir. Bu binalar, Trabzon'un sadece bir garnizon kenti değil, aynı zamanda bir ticaret merkezi olduğunu anlatıyor. İpek Yolu'nun denize açıldığı liman kenti burası. Bu sokaklardan yüzyıllar boyunca ipek, baharat, kumaş geçmiş.


Sevgili misafirler, bilimin ve tarihin izinde gerçekleştirdiğimiz bu özel turu burada sonlandırıyoruz. Umarım Trabzon'un taşına toprağına sinmiş tarihi hissetmişsinizdir. Bir başka rehber Adem turunda görüşebilmek umuduyla, hoşça kalın!

Arama Sonuçları

Sümela Manastırı
Atatürk köşkü
Trabzon Kalesi
Ayasofya cami
Ortahisar


Karadeniz Tur














Yorumlar

Yorumlar

 



Karadeniz Gezi Turları Rehber Adem | Karadeniz, Şendere Köyü Yolu No:30/A, 53480 Şendere/Ardeşen/Rize

+90 532 285 52 13