Trabzon Atatürk Köşkü
Avrupa ve Batı Rönesans mimarisinin etkilerini taşıyan ve gösterişli Avrupa simgeleri kullanılan bina, 19. yüzyıl başlarında Trabzon'a hâkim Soğuksu sırtlarında Konstantin Kabayanidis tarafından yazlık ev olarak yaptırılmıştır. Köşkün giriş katında oturma odası, dinlenme odası, yemek odası ve misafir odası bulunmaktadır. Birinci katta çalışma odası, büyük yatak odası, bekleme odası ve toplantı odası vardır. İkinci katta ise iki küçük oda mevcuttur.
Atatürk Köşkü ’nün öyküsü, aslında 1924 yılında başlar. O yıl, Gazi Mustafa Kemal ilk kez Trabzon’a geldiğinde, bu sokaktaki bir köşkte misafir edilir. Henüz kendisine ait olmayan bu ev, onun şehre verdiği önemin küçük bir işaretidir.
Altı yıl sonra, 1930’daki ikinci ziyaretinde ise bu kez Türk Ocağı’nda ağırlanır. Ama asıl dönüm noktası 1931’de gelir.
6 Mayıs 1931 – Trabzon İdarei Hususiyesi (Özel İdaresi), bu köşkü satın alır. Henüz on iki gün geçmeden, 18 Mayıs’ta Vilayet Daimi Encümenliği toplanır ve köşkün Gazi Mustafa Kemal’e hediye edilmesine karar verir. Anlaşılan o ki, köşk zaten bu amaçla alınmıştır.
16 Haziran 1931 – Gayrimenkul resmen Gazi Mustafa Kemal’e sunulur. Atatürk, bu hediyeyi “kıymetli bir hediye” olarak niteler ve ona kendi adını verir: “Trabzon Atatürk Köşkü”. Bu isimlendirme, hediyeden ne kadar hoşnut kaldığını gösterir.
Aradan altı yıl geçer. Atatürk, köşkü yalnızca 10-12 Haziran 1937 tarihleri arasında, üçüncü ve son Trabzon ziyaretinde kullanır. Bu iki gün, onun hayatında özel bir yer tutar.
10 Haziran 1937 – Köşke ilk kez ayak basar. O gün çeşitli heyetleri kabul eder. Ertesi gün, 11 Haziran’da, geniş katılımlı bir garden parti düzenlenir. İşte bu parti sırasında Atatürk, çiftliklerini bağışlayacağını açıklar. Bunu yaparken o anları “en sevinçli dakikalar” olarak tanımlar ve bu mutluluğu İsmet İnönü’ye meclise duyurması için yazmasını söyler. Aslında bu kararını Trabzon’a gelmeden önce vermiştir, ama açıklama anı köşkte gerçekleşir.
Aynı yemekte meşhur hamsi diyaloğu da yaşanır. Atatürk, Doktor Neşet Ömer’e dönüp “Biz Trabzon’da mıyız?” diye sorar. Etraftakilerin şaşkın bakışları arasında ekler: “Sofrada hamsi yok!” Ortalık gülüşme ve telaş arasında karışır. Mevsim gereği taze hamsi bulunmaz, tuzlanmış olanlar da tükenmiştir. Derken mutfaktakilerden birinin evinde hamsi olduğu öğrenilir ve hemen getirtilir. Hamsi usulünce pişirilip sofraya konduğunda Atatürk gülümseyerek der: “İşte gördüğünüz ya Neşet Ömer , şimdi Trabzon’dayız.”
12 Haziran 1937 – Atatürk Trabzon’dan ayrılır. Köşk bir daha onu ağırlamayacaktır.
Vefatından iki yıl sonra, 21 Mart 1940 – Trabzon Belediye Meclisi olağanüstü toplanır. Karar nettir: “Ebedi Şef Atatürk’ün aziz hatırasını yaşatmak üzere” köşk “Halk Müzesi” yapılacaktır.
5 Nisan 1940 – Belediye Encümeni, köşkün müzeye, bahçesinin de mesire yerine dönüştürülmesi için istimlak kararı alır. Bu kararla birlikte, 1931’de tek parça olarak hediye edilen mülk fiilen ikiye bölünmüş olur.
Mahkeme istimlak bedelini 10.000 lira olarak belirler. Ancak Belediye bu parayı ancak sekiz ay sonra ödeyebilir. Bu gecikme isteksizlikten değil, ekonomik zorluklardandır. Daha tapu işlemleri tamamlanmadan müze için talimname hazırlanır, tapulamadan iki gün sonra da bu talimname mecliste kabul edilir. Trabzon Belediyesi adeta “Halk Müzesi”ni bir an önce açma derdindedir.
19 Nisan 1943 – Belediye Meclisi’nin onayladığı Soğuksu ’da Tesis Edilen Halk Müzesi Talimnamesi” ile köşk ve bahçenin ayrılması fiilen uygulamaya konur.
Ve 11 Temmuz 1974 – Bu fiili durum resmileşir. Yaklaşık sekiz dönümlük mesire yeri Atatürk Köşkü’nden ayrılır. Geriye kalan yaklaşık iki dönümlük bahçe ve köşk, Trabzon Belediyesi adına yeniden tapuya geçer. Neyse ki köşkün müze vasfı korunur, amaçtan sapılmaz.
Bugün hâlâ o köşkte, Atatürk’ün birkaç günlüğüne de olsa “en sevinçli dakikalar”ını yaşadığı, hamsiyle şakalaştığı anların hatırası yaşar. Kapısından içeri adım attığınızda, onun 1937 yazında bu bahçede dolaştığını, misafirlerini ağırladığını, çiftliklerini milletine bağışladığını hissedersiniz.